mitigate
etkisini azaltmak, hafifletmek (risk, zarar). Örnek: Planting trees can mitigate the effects of floods. (Ağaç dikmek selin etkilerini azaltabilir.)
Karıştırma: Genellikle effects, risks, damage ile kullanılır; tamamen ortadan kaldırmaz (eliminate değil).
