massive
devasa, çok büyük. Örnek: Video gaming has become a massive industry worth billions of dollars. (Video oyunları milyarlarca dolarlık devasa bir sektör hâline geldi.)
Karıştırma: Eş anlamlıları huge, enormous, immense, vast.
YDS'nin ilk 6 sorusu: cümlede boş bırakılan yere uygun isim, fiil, sıfat, zarf ve deyimsel fiili (phrasal verb) bulma. Akademik metinlerde sık geçen kelimeler, eş dizimler (collocation) ve bağlamdan anlam çıkarma.
Bu alanda 42 kart ücretsiz. Kalan 35 kart premium üyelere açık; çıktı / PDF de premium üyelere özel.
devasa, çok büyük. Örnek: Video gaming has become a massive industry worth billions of dollars. (Video oyunları milyarlarca dolarlık devasa bir sektör hâline geldi.)
Karıştırma: Eş anlamlıları huge, enormous, immense, vast.
uçsuz bucaksız, çok geniş. Örnek: The Sahara covers a vast area of North Africa. (Sahra Kuzey Afrika'nın çok geniş bir alanını kaplar.)
Karıştırma: Genellikle alan ve miktar için: a vast majority = büyük çoğunluk. considerable ile de yakın anlamlıdır.
hatırı sayılır, önemli ölçüde. Örnek: The project required a considerable amount of money. (Proje hatırı sayılır miktarda para gerektirdi.)
Karıştırma: considerate (düşünceli, saygılı) ile karıştırılır. Zarfı considerably (önemli ölçüde). massive ve vast ile yakın anlamlıdır (a considerable / massive / vast amount).
hayati, çok önemli, kritik. Örnek: Sleep is crucial for memory. (Uyku hafıza için hayati önem taşır.)
Karıştırma: Eş anlamlıları vital, essential, critical. 'crucial to / for' ile kullanılır.
önemsiz, göz ardı edilebilecek kadar küçük. Örnek: The side effects of the drug are so negligible that most patients do not notice them. (İlacın yan etkileri o kadar önemsiz ki çoğu hasta fark etmiyor.)
Karıştırma: negligent (ihmalkâr) ile karıştırılır. Eş anlamlıları insignificant, minimal.
çelişkili, birbirini tutmayan. Örnek: The two studies reached contradictory conclusions: one found the drug safe, the other harmful. (İki çalışma çelişkili sonuçlara ulaştı: biri ilacı güvenli, diğeri zararlı buldu.)
Karıştırma: controversial (tartışmalı) ile karıştırma: bulgular contradictory, bir yasa tasarısı controversial olur.
belirsiz, iki anlamlı. Örnek: The instructions were ambiguous and confusing. (Talimatlar belirsiz ve kafa karıştırıcıydı.)
Karıştırma: Zıt anlamlıları clear, explicit, unambiguous. contradictory (çelişkili) ile yakın anlamlıdır ama ambiguous birden çok anlama gelebilen demektir.
tartışmalı, çok tartışılan. Örnek: Genetic engineering remains a controversial issue that divides public opinion. (Genetik mühendisliği kamuoyunu bölen tartışmalı bir konu olmayı sürdürüyor.)
Karıştırma: Toplumda tartışma yaratan demektir; contradictory (çelişkili) ile karıştırılır.
Premium içerik
Premium içerik
10 / 14 kart gösteriliyor
Görmekte, okumakta ya da dikkatini toplamakta zorlanıyorsan yalnız değilsin; burası senin için de hazırlandı. Sağ alttaki sarı düğmeyle yazıyı büyütebilir, renkleri çevirebilir, okunaklı yazı tipine geçebilir, kartları ve quiz sorularını doğal bir sesle dinleyebilirsin. EKPSS'ye hazırlanıyorsan kartlarımız da yanında.